Formula 1’de Grosjean’ın hayatını kurtaran mucizevi sistemler

Formula 1 pilotu Romain Grosjean, Bahreyn'deki korkutucu kazadan nasıl sağ kurtuldu? İşte "Ölümün bana yaklaştığını gördüm" diyen 34 yaşındaki sürücüyü hayatta tutan teknoloji ve mucize kurtuluşun arkasındaki gerçekler...

Formula 1 geçtiğimiz hafta Bahreyn Grand Prix’sinde yaşanan akıl almaz kaza ile sarsıldı. Sezonun 15’inci yarışında Haas takımının Fransız pilotu Romain Grosjean’ın alevlerin içerisinden çıktığı an herkesin hafızalarına kazındı.

Yarışın start almasından kısa süre sonra 3. virajda AlphaTauri pilotu Kvyat’ın aracına temas eden Grosjean aracın kontrolünü kaybederek tam 221 km hızla bariyerlere çarptı.

27 SANİYEDE ALEV TOPUNDAN ÇIKMAYI BAŞARDI

34 yaşındaki Fransız sürücünün aracı çarpmanın şiddeti nedeniyle ortadan ikiye bölünürken yakıt teposunun parçalanması nedeniyle Grosjean’ın içerisinde bulunduğu bölüm alev aldı. Yaşanan büyük panik sonrası medikal araç görevlileri hızla kaza alanına doğru hareket ederken Grosjean 27 saniye içerisinde alev topundan sağ olarak çıkmayı başardı.

Hem bariyerlere çarpmanın verebileceği hasar, hem de alevler nedeniyle hayatta kalıp kalmayacağı konusunda endişe edilen Grosjean’ın ellerindeki ufak yanıklar dışında sapa sağlam olarak araçtan çıkması herkese derin bir nefes aldırırken o ana ‘bir mucize’ denildi.

BU MUCİZE KURTULUŞ BAŞKA NASIL MÜMKÜN OLABİLİRDİ?

Ancak bir mucize olarak görülen bu kurtuluş aslında Formula 1’in geliştirdiği güvenlik önlemleri ve araçlarına uyguladığı yeni teknolojiler sayesinde mümkün olabildi.

Formula 1 tutkunlarının yakından takip ettiği bu ekipmanlar yaşanan bu büyük kaza nedeniyle herkes tarafından bir anda merak konusu oldu. Formula 1 için ‘ölümün kıyısında bir tutku’ deniyor. İstesek de istemesek de kazalar bu organizasyonun bir parçası. Ve maalesef profesyonel motor sporlarında daha önce hayatını kaybetmiş bir çok sporcu var.

EN BÜYÜK ŞANSI ‘HALO’ OLDU

İnsan yeteneğinin sınırlarını zorlayan bir spor olarak kabul edilen Formula 1’de güvenlik önlemleri geçmiş yıllara göre elbette daha fazla ve bu konuda her geçen gün yeni teknolojiler geliştiriliyor. Son dönemlerdeki en güzel örnek ise Grosjean kazasında gündeme gelen ve yıldız sürücünün hayatını kurtaran ‘Halo’ teknolojisi.

Güvenlik duvarı olarak bilinen ‘Halo’ adındaki bu sistem çağımızın mucize metali olan titanyumdan oluşuyor. Halka şeklindeki bu parça sürücü kokpitinin hemen üzerinde bulunuyor. Ağırlığı sadece 14 kilogram olan bu alaşım tam 12 tonluk yüke dayanıklı bir yapıya sahip. Grosjean’ı hayatta tutan ve çarptığı bariyeri açan bu aparat Formula 1 güvenlik sistemlerinin son harikası.

Yunanca daire ya da halka anlamına gelen ‘Halo’ Formula 1’de 2017 yılında zorunlu hale getirildi. Kaza anında pilotun baş kısmına gelebilecek darbeleri püskürtmeyi ve korumayı amaçlayan bu teknolojinin faydaları ilk kez bu kadar gözler önüne serildi. Çünkü Grosjean’ın bariyerlere vurduğu anda başına darbe almamasının en önemli nedeni ‘Halo’ teknolojisiydi…

850 DERECELİK ISIYA DAYANIKLI TULUM

Bu büyük kazada Grosjean’ı hayatta tutan tek şey elbette sadece ‘Halo’ değildi. Fransız pilotun belki de yanarak ölmesini engelleyen en büyük teknoloji 850 derecelik ısıya 35 saniye kadar dayanıklı olarak üretilen Formula 1 sürücü kıyafetinin özel parçası ‘Nomex’ elyaf teknolojisi…

F1’de daha önceleri NASA astronotlarının giydiğine benzer tulumlar kullanılırken Nomex’in Formula 1’e girmesi ile birlikte ısıya dayanıklılık fazlasıyla arttırıldı. Alevlerin içerisinden 27 saniyede çıkan Grosjean’un üzerindeki bu tulum olmasa muhtemelen tüm vücudu elleri gibi yanıklar içerisinde olacaktı.

MONOKOK İÇERİSİNDEKİ YAŞAM HÜCRESİ

Modern Formula 1 araçlarının kalbinde tam olarak monokok adı verilen tek gövde sistemi yer alıyor. Formula 1 aracında pilotun yaşam hücresini ve kokpiti oluşturan parça monokoktur.

Karbonfiberden yapılan bu parça çok güçlü olmak zorundadır. Monokokun bazı yerlerinde 60 katman karbonfiber kullanılmıştır. Monokokun kalbinde yaşam hücresi yer alır ve onun içinde kokpit bulunur. Güvenlik gerekçesiyle, kokpite hiç bir şekilde yakıt, yağ ya da su gibi şeyler geçmeyecek şekilde tasarlanır. Bu teknolojide pilot kemer ya da direksiyon haricinde bir şey çıkarılmadan 5 saniye içerisinde araçtan ayrılabilir. Kokpitin genişliği direksiyon bölümünde 50 cm, pedal kısmında 30 cm olmak zorundadır. Kokpit girişinin genişliği pilotun kolay çıkış sağlaması için 450 mm, uzunluğu ise 850 mm olmalıdır.

Araç üzerinde bulunan kafa koruma duvarlarının 16 derecelik açıyla yükselmesi gerekir ve kokpit etrafındaki korumalar en az 100 mm kalınlığında, kaza anında oluşacak enerjiyi emecek materyalden üretilmelidir. Yaşam hücresi denilen, pilotu içerisine alan bölüm 6 mm kalınlıkta karbon ve zylon ile korunur. Bu maddenin kurşun geçirmez yeleklerde kullanıldığı biliniyor. Bu sistemin amacı, kaza anında kokpiti delip geçebilecek şarapnel parçalarını engellemektir. Zylon, kokpitin kenarlarının iç kısmına uygulanıyor. Bunun yüksekliği ise 2016 yılında 20 mm daha arttırıldı. Basınç testi ise 15kn (kilonewton) 50kn’a çıkarıldı.

ÖZEL SÜRÜCÜ KOLTUĞU VE KARBONFİBER…

Güvenlik için her türlü olasılığı düşünen Formula 1 mühendislerinin zorunlu hale getirdiği bir diğer materyal ise sürücü koltuğu. 1999’dan bu yana uygulanan zorunlu kurala göre tek plastik kalıptan üretilen hafif karbonfiber ve pilotu tam destekleyecek şekilde özel olarak tasarlanan koltukların araçtan ayrı şekilde hazırlanıp sonradan yerleştirilmesi gerekir. Ve buradaki en önemli kriter; kaza anında koltuğun pilotla birlikte dışarıya çıkarılabiliyor olması zorunludur. Böylece pilotun daha fazla hasar almasının önüne geçiliyor. 1972’den beri zorunlu olan ve günümüzde 6 bağlantı noktasına sahip olan kemer sistemi de, pilotun tek bir hamlesi ile serbest bırakılabiliyor.

Sürücünün koltuk ile birlikte araçtan çıkarılmasa gerekirse diye de koltuk üzerinde iki adet ekstra kayış bulunuyor. Ayrıca koltuğun üst kısmındaki bir boşluk, sürücünün boynunu sabitleyecek bir malzemenin sağlık ekipleri tarafından koltuğa takılmasına olanak sağlıyor.

Tüm Formula 1 araçlarında yangın söndürücü sistemin yer alması gerekiyor. Olası bir yangın halinde sistem devreye girerek motor ve şasi alanına köpük sıkıyor. Sistem otomatik olarak devreye girse de pilot ya da pist görevlileri tarafından da çalıştırılabiliyor. Bunun yanında kokpit içerisinde aracın elektroniklerini, yakıt pompasını ve kırmızı ışığını kontrol eden bir sigorta bulunuyor. Bu sigorta ile tüm bu sistemler kolayca kapatılabiliyor.

YAKIT DEPOSUNA PARLAMAYI AZALTICI ÖNLEM

Gelelim yakıt depolarının durumuna… Formula 1’de yakıt depoları da çok ciddi bir şekilde kontrol altındadır. Depolar FIA tarafından izin verilen materyaller ile, izin verilen şirketler tarafından hazırlanmalı. Yakıt deposu pilotun hemen arkasında, motorun önünde yer alır ve tüm yakıt hatları kendinden yapışkanlı olarak kokpitin dış kısmında bulunur.

Yakıt deposu, aracın güvenli hücresini oluşturan ezilebilir yapı içerisinde yer almalı. Bu yapı, kurallarda belirtilen yüksek baskılara karşı dayanıklı olmak zorundadır. Daha minimal kazalardaki parlamayı azaltmak için alınan bu önlem elbette şiddetli çarpmalarda yakıt deposunun alev almasının önüne geçemez.

KASKLARDA BALİSTİK KORUMA ÜST DÜZEY

Pilotların kullandığı özel kasklar da kaza esnasında güvenliğin çok önemli bir kısmını oluşturuyor.

Kaskların tasarımı ve ağırlığında yıllar boyunca birçok değişiklik oldu. İlk olarak 1953’te yarışın zorunlu ekipmanlarından biri haline gelen kaskların temel amacı kafa ve boyun travmasını engellemek. Bu hala yüzde yüz başarılmış değil ama büyük yol alındığı da aşikar. Günümüz F1 kaskları yaklaşık 1 kilo 250 gram ağırlığında ve polieliten, karbon, fiber gibi maddelerden yapılıp ayrıca yangına dayanıklı birçok katman ile güçlendiriliyor.

2019 Formula 1 sezonundan itibaren kullanılması zorunlu olan yeni üst düzey koruma özelliklerine sahip kasklar güvenliği daha da iyileştirdi. Yeni kasklarda gelişmiş balistik koruma ve enerji emiş gücü sabit. Sürücülerin son sürüm kasklarında vizör kısmının üst bölümü, 10 mm alçaltıldı. FIA açıklamasına göre bu sayede balistik korumada daha ileri bir seviyeye ulaşıldı.

Kabuk kısmının kırılmaya ve delinmeye karşı dayanıklı olması için gelişmiş kompozit materyaller kullandığı belirtiliyor.

LASTİK BAĞLANTI ZİNCİRLERİ 6 TONA KADAR DAYANIKLI

Formula 1’de araçlar artık geçmişte olduğu gibi olabildiğince sert ve bükülemeyen malzemeler yerine, kaza anında parçalanarak kinetik enerjiyi dağıtacak şekilde tasarlanıyor. Araçlardaki her türlü büyük değişiklik artık FIA’nın kaza testine tabii tutuluyor.

Takımlar 2001’den beri lastik güvenlik amaçlı lastik bağlantıları kullanıyor. Bunların amacı, bir kaza anında yerinden fırlayan bir lastiğin sürücüye, seyircilere veya pist kenarındaki görevlilere çarpmasını engellemek. Lastik bağlantı zincirleri, minimum 6 tona dayanıklı olacak şekilde tasarlandı. Kaza sonrasında pist üstünde keskin karbon fiber parçalar kalmaması için, ön kanat ve her türlü aerodinamik parçanın dış kısmında Kevlar tarzında materyal olması zorunluluğu getirildi.

BOYUN VE KAFATASINI KORUMA ALTINA ALAN HANS SİSTEMİ

Son olarak sürücülerin en büyük güvencesi HANS sistemi… Büyük araştırmaların ardından 2003 yılında zorunlu hale getirildi. Bu sistem, o günden beri sayısız sporcunun hayatını kurtardı. Bu basit yapı, sürücünün kafasının, gövdesine göreceli konumunu korumayı sağlıyor ve ani yavaşlama anında boyuna binecek olan yükü gövdeye aktarıyor. Pilotun güvenlik kemeri ile bağlantılı çalışan HANS, iki elastik bant ile kaska bağlanır.

HANS, kaza esnasında omurganın aşırı gerilmesini ve pilotun kafasının direksiyona vurmasını engeller. HANS sistemi olmasa, kaza anında tüm güce kafa tası ve boyun kasları maruz kalır. Bu durumda kafa tasında ve boyunda kırıklar oluşur. Kask yükü de bu sayede kafa tasının tabanından daha çok alına gider.

BARİYERİN KAFA ÜSTÜNDE KALMAMASI DA BÜYÜK ŞANSTI

Teknolojinin sağladığı her türlü imkanın kullanıldığı Formula 1 az önce bahsini ettiğimiz bir çok bileşenle artık daha güvenli bir yapıda. Önlemlerin Grosjean’ın hayatını nasıl kurtardığına canlı olarak tanıklık ettik. Ancak elbette hiçbir sistem yüzde yüz hasar güvenliği sağlamayacaktır. Burada çok değerli olan bir etken de şans faktörü. Kaza sırasında bariyer Grosjean’ın kafasının üzerinde kalabilirdi ‘Halo’ ona bir yer açmış olsa bile bu durum onun kokpit içerisinden bu kadar hızlı çıkmasına engel olacaktı. Dolayısıyla ‘Halo’nun açtığı boşluğun Grosjean’ı bariyerin dışına çıkarması da büyük bir şanstı. Bilim, özen ve ciddiyetin Formula 1 tutkusunun devam etmesi için ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk.

‘ÖLME ZAMANIM DAHA GELMEMİŞTİ’

Kaza anında yaşadıklarını anlatan Grosjean, ellerini alevlere koyduğunu ve şasinin yandığını hissettiğini söyledi. Böylesine korkunç bir anla karşı karşıya kalan ve hayatta kalan pilot TF1’a şu açıklamalarda bulundu:

“Mucize kelimesinin var olduğundan veya kullanılabileceğinden emin değilim, ancak bana göre benim ölme zamanım daha gelmemişti. Kesinlikle 28 saniyeden daha uzun olduğunu hissettim. Vizörümün turuncu bir renk aldığını, aracın sol tarafında alevler olduğunu gördüm. Pek çok şeyi düşündüm, Niki Lauda’yı da, ve böyle bitmesini istemedim, şu anda değil. Formula 1 hikayemi bu şekilde tamamlayamazdım.”

“Daha sonrasında kendime çocuklarım için dışarı çıkmam gerektiğini söyledim. Ellerimi alevlere koydum, bu yüzden şasinin yandığını kesinlikle hissettim. Dışarı çıktım ve birinin beni kıyafetimden çektiğini hissettim, o sırada dışarı çıktığımdan emindim.”

‘ÖLÜMÜN BANA DOĞRU GELDİĞİNİ GÖRDÜM’

”En büyük oğlum Sacha yedi yaşında, o biraz daha mantıklı, olayı anlamaya çalışıyor. Küçük olan ise bir resim yaptı ‘babamın ellerinde bulunan yaralar için’ dedi. Ailem ve arkadaşlarım için çok endişelendim, tabii ki de çocuklarım benim onur ve enerjimin en önemli kaynakları, benden fazla bana güç veriyorlar.

Sanırım biraz psikolojik destek almam gerekecek, çünkü gerçekten ölümün bana doğru geldiğini gördüm. Hollywood’da bile bu tür görüntülere sahip değiliz. Bu, kesinlikle hayatımda gördüğüm en büyük kazaydı. Aracın alev alması, patlaması ve bataryanın da alev alması, bu da kazanın körüklenmesinin en büyük nedenlerinden biri.”

(Derlemede motorsport.com’dan yararlanılmıştır)