Ateşten gömlek giydim

Trabzonspor Basketbol’un Başantrenörü Ozan Bulkaz… Muratbey Uşak’tan ayrılmasından kısa süre sonra Trabzonspor’la anlaştı. Öyle bir dönemde Trabzonspor’da görev yaptı ki, adeta sırtına ateşten gömleği giydi.

Tarzıyla, mücadeleci yapısı ve zorluklara karşı daha çok motive olmasıyla kendisini diğer koçlardan farklı kıldı. Ekonomik sıkıntılara rağmen yıkılmadı, görevine daha çok sarıldı. Yeri geldi antrenmansız maçlara çıktı ve sahadan galibiyetle ayrıldı. Trabzon’daki yaşantısından, takımın Play-off iddiasına kadar arkadaşımız Çağrı Haliloğlu’nun Trabzonspor Basketbol’un Başantrenörü Ozan Bulkaz’la yaptığı o keyifli röportaj:

Trabzonspor’a geliş sürecinizden biraz bahseder misiniz? Sportif açıdan başarısız, ekonomik olarak zor bir dönemde Trabzonspor’un başantrenörü oldunuz. Sizi Trabzonspor’a getiren, buraya çeken neydi?

20 yıl Uşak’ta çalıştıktan sonra Trabzonspor’a geldim. Uşak’tan ayrıldıktan dakikalar sonra Trabzonspor’dan aradılar. Daha önce de adım Trabzonspor’la anılmıştı ama Uşak’tan çıkmayı düşünmemiştim. Trabzonspor arayınca teklifi hiç düşünmeden kabul ettim. Belki o anki refleksti bilmiyorum. Trabzonspor benim için büyük bir camia. Yapıma uygun. Mücadeleyi, savaşmayı çok seviyorum. Zorluklar beni çok motive ediyor. Trabzonspor tarihinden itibaren zorlukları başarmış, imkansızlıkları başarmış ve bu beni çok heyecanlandırıyordu. Ateşten bir gömlek giydim ama başarılı liderlerin böyle kararlar vermesi lazım. Trabzonspor’u az çok tanıyordum.

Trabzonspor’a geldiğinizde takımda ilk olarak neyi eksik gördünüz? Takımdaki başarısızlığın temel sorunu sizce neydi?

Takım geldiğimizde müdafaa anlamında sıkıntılar çekiyordu. Stens dediğimiz temel savunma anlamında sıkıntılar vardı. Çok çabuk müdafaa düşünüp, müdafaa çalışıp hızlı hücuma odaklı çalışmalarımızı yaptık. Takımın yapısı da buna uygun. Çok şutör bir takımımız var. Biz önce bunu rayına oturtmak istedik. Takım fiziksel hem de mental anlamda da yorgundu. Buraya geldiğimde 2 bölümde de çok doğru şeyler yaptık. Gerçek şeyler yaptık ve kendimizi ortaya koyduk. Hem mental olarak hem de basketboluyla öne çıktı takım.

Evet, bakılınca sayı üretmekte sıkıntı çekmeyen bir Trabzonspor var. Ancak çok sayı yiyen bir takım da ortada…

Kesinlikle savunma anlamında sıkıntılarımız var. Oyuncular sezon başında seçilirken savunma yapacak takımların oyuncuları ile hücum yapacak takımların oyuncuları çok farklı seçilir. Her ikisini de yapacak oyuncular zaten üst düzey oyuncular. Çok ucuz maliyetlere iyi oyuncular bulabilir miyiz? Bulabiliriz. Ama bu takımı ben kurmadım. Şunu demeye çalışıyorum; biz ne kadar çalışırsak çalışalım, oyuncuların fiziksel özellikleri ve geçmişten gelen yapıları çok değişmiyor. Bu yüzden bunu dengede tutarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Benden önceki koç, savunma yönü değil de ofansif yönü yüksek oyuncular tercih etmiş. Benim tarzımla eski koçumuzun tarzı bambaşka. Onun seçtiği basketbolcularla benim oyunumun örtüşmediği noktalar da var.

Beşiktaş, Anadolu Efes ve de Galatasaray maçlarında iyi bir Trabzonspor, basit hatalardan kaybeden bir Trabzonspor vardı. Trabzon’un sizle iyi bir çıkış yakaladığı ortada. Geldiğinizde hedefim Play-Off dediniz. Trabzonspor bu hedefin şu anda ne kadar uzağında?

Kulübümüzün seyirci cezasından dolayı iç sahadaki Tofaş ile olan ilk maçımız seyircisizdi. O maçı yine de kazandık. Ancak cezamız bittikten sonra yine evimizde Sakarya Büyükşehir Belediyespor’u ağırladık ve onları taraftarımızın önünde mağlup etmeyi başardık. Sakarya maçında da takımımız çok iyi oynadı ve çok iyi savunma yaptı. Bu da maçın sonucuna yansıdı. Caleb’in eksik olduğu haftada onun eksikliğini aratmadılar. Önemli bir galibiyetti. Üst üste önemli üç galibiyet aldık. Neler yapabileceğimizi gösterdik ve rakipler artık bizden çekiniyor. Anadolu Efes ve Beşiktaş maçlarını mağlubiyetten saymak istemiyorum. Basketbol olarak Play-Off oynayacağımız kesin. Basketbolun dışındaki faktörler tabii ki gündemde herkes tarafından malum. Bunlar bizi ister istemez frenliyor. Bu bölümde sorun yaşamazsak ben takımıma inanıyorum.

Basketbol dışındaki faktörler?

Basına da yansıdı ekonomik olarak sıkıntılar yaşadığımız için oyuncularımız antrenmanlara çıkmıyor. Bunlar ileriki süreçte de yaşanması halinde ister istemez bizim de yapabilecek bir şeyimiz kalmıyor. Takım antrenmana çıkmazsa koçun yapabilecek hiçbir şeyi yok. Biz kazandığımız İstanbul maçında hiç idmana çıkmadık ama bu sürekli böyle olmaz.

Peki, Trabzon’da basketbola ilgi ne derece? Sizce şehir basketbolu seviyor mu?

Trabzon’da basketbola olan ilginin müthiş olduğunu düşünüyorum. Trabzon’a rakip olarak gelmiştim. EuroChallenge müsabakalarında bu salonun tamamen dolduğunu biliyorum. En son da evimizdeki Fenerbahçe maçında taraftarımız salonu tamamen doldurmuştu. Bu Trabzon’un basketbolu sevdiğini gösteriyor. Şu andaki durumumuz ve seyircilerin maça olan ilgili bizim galibiyetlerimizle artacak. Ben tekrar bu birlikteliğin olacağını düşünüyorum. Özellikle altyapıdaki oyuncuların çalışması çok iyi. Trabzon’daki çocukları bu takıma monte edebilirsek, daha da güzel olacak. Ben buradaki enerjiyi ve ilgiyi biliyorum. Bunu da üst seviyelere çekeceğimize inanıyorum.

Biraz özel yaşantınızdan bahsedelim. Trabzon sizce nasıl bir şehir, ailenizle burada mutlu musunuz ve Trabzon’u çok fazla gezme imkânı buldunuz mu?

Trabzon’u iklim olarak daha soğuk bekliyordum. En çok şaşırdığım buydu. Yemekleri müthiş. Geldiğim günden beri her gün farklı lezzetler tadıyorum. Konum olarak çok iyi. Komşu illere mesafesi yakın. Havalimanı çok aktif. Günün her saatinde her yere neredeyse uçuş var. Trabzon halkı çok enerjili ve çok zeki. Çok keyif alıyorum gündelik yaşantımdan. Ailem de buraya geldi. Onlar da çok sevdiler şehri. Trabzon’da birçok yere gittik. Gittiğimiz her yerden güzel izlenimlerle geriye döndük. Trabzon’un yemeklerinden ise çocuklar özellikle en fazla pideyi sevdiler, biz de eşimle birlikte güzel birkaç mekandaki balığa bayıldık. Çayı da gerçekten çok lezzetli. Gayet güzel ve keyifli günler geçirdik. Ayrılmak istemediler buradan. Trabzon’da olmaktan mutluyuz, adaptasyon problemi hiç çekmedik. Keyfimiz yerinde. Tabi buradaki esas amacımız Trabzonspor’u başarılı kılmak. Umarım bunu da başarırız ve kulübümüzü her yerde en iyi şekilde temsil ederiz.

Trabzonspor’un (Futbol takımı) maçlarına gidiyor musunuz?

Trabzon’un en büyük markası Trabzonspor Futbol takımımız. Şehre geldiğimden itibaren 2 maçına gittim. Biri Fenerbahçe ve diğeri Göztepe karşılaşmaları. Gayet de keyif alıyorum ve bundan sonra da takvimimiz her uyduğunda maçlara gitmek istiyorum. Biz de yine Trabzonspor kulübü altında bordo-mavi renkleri ile birlikte basketbolda en üst ligde mücadele ediyoruz. Biz de onlara destek olup Trabzonspor’u, şehrin markasını yüceltmeye çalışacağız.

Koç, sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Günümüz çağında herkesin bildiği kötü alışkanlıklar var. Sigara, alkol ve uyuşturucu gibi. Bunlardan uzak durmanın en büyük faktörlerinden birisi spor. Ama bunlar kadar tehlikeli olan da hareketsizliktir. Çocukların sürekli televizyon, telefon ve bilgisayar başında kalmaları bence bunlar kadar tehlikelidir. Bunu aşmanın yolu, sosyalleşmenin yolu spordur. Burada da bir eğitimci olarak takım sporlarının çocuk gelişimine çok yararlı olduğunu biliyorum. Takım sporlarının içerisinde de basketbol hem fiziksel olarak boy uzamasında, ayrıca takım olgusu ve zihinsel gelişim için de önemli. Birbiriyle olan paylaşım ve yardımlaşmaları gelişimleri açısından çok önemli. Günümüzde artık Amerika modeli burs alıp basketbol oynamak hem de eğitimine devam etmek mümkün. Basketbolu tüm herkese tavsiye ediyorum.

Kaynak:Günebakış